Global ekonomik kriz geçtimi, gittimi, hala burda bizimlemi, teğetmi geçti yoksa hala çaktırmadan dokunduruyormu? Şu sıralar kimsenin net olarak cevap veremediği sorular bunlar. Fakat naçizane ben kendi fikirlerimi burda sizinle paylaşacağım, zira sabah sabah haberleri okumamla gaz olmuş durumdayım.
Öncelikle, krizin geldiğini nasıl anladığımızla başlayalım. Türkiye’den bahsediyoruz tabiki. Amerika’da ve Avrupa ülkelerinde krizin patlak vermesiyle ülkemizdede bir kriz korkusu oluştu. Kesinlikle haklı bir korku, bir savunma mekanizması insan için. Bu korkunun oluşması bile iç piyasada harcamaların kısılmasına yol açtı. İnsanlar “önümüzde kriz var, 3-5 ‘yastığımızın altına’ koyalımki zora düştüğümüzde kimseye muhtaç olmayalım” düşüncesindeler. Ve insanlar yavaş yavaş lüks harcamaları başta olmak üzere alışverişlerini kısmaya başladılar. İçeride bu temkinli harcama davranışı ekonomiyi zora sokadursun, dışarıda da problemler büyüyerek devam etti. İç piyasadaki talep darlığına dış piyasadaki talep darlığıda eklenince toz bulutu yavaş yavaş meydanı kaplamaya başladı. Talep düştü, gelecekte daha da düşeceğini öngören yöneticilerimiz üretimi azaltma ve giderleri kısma kararı aldılar. Üretim azaldığında giderleri azaltmanın en kolay yolu nedir? Böylece işten çıkarmalar başlamış oldu. İşsizlik yavaştan kenidini göstermeye başladı dolayısıyla. Zaten temkinli harcama yapan insanların cebinden maaşları da alındı. Maaşı olanlarda zam alamadılar yada aldıkları miktar azaldı. Yani piyasada dolaşan para miktarı giderek azaldı. Durum böyleyken Amerika’nın tüm dünyaya Dolar pompalaması ve faizlerinide düşürmesiyle dolar düşmeye başladı. İhracatçı için zaten zor olan işler daha da zorlaştı.
Vaziyet böyleyken, zamanla insanlar kriz geçtimi acaba şeklinde konuşmaya başladılar. ÖTV ve KDV indirimleri, harcamayı destekleyecek kampanyalar vesilesiyle durumlar biraz düzelme gösterir göründü. Şimdilerde de insanlar krizin etkilerinden kurtulmaya başladığımızı düşünmekteler. Fakat piyasalardaki bu hal bazı gerçeklerin üstünü kapatmaya yetmiyor. Benim görüşüm, krizin hiçbir yere gitmediği, ve hatta ikinci bir artçı dalgaya hazırlandığı yönünde. Ülkede işsizlik hala istenilen seviyeye çekilebilmiş değil. Reel piyasalarda olumlu gelişmeler yaşanmış olsada bu herşeyin düzeldiğinin kanıtı değil. Amerika düşük faiz uygulamasına devam edecek gibi görünüyor. Dolar hala düşerken, Euro Dolar karşısında değer kazanmaya devam ediyor. Avrupa’nın ihracat hacmi bu yüzden negatif yönde etkileniyor. Bu durumda bizim ithalat ürünlerimizin de fiyatları yükselmekte. Yurdum ihracatçısının yüzü hala gülmüş değil. Doların durumuna paralel olarak emtia fiyatları yükselişte. Petrolün varil fiyatı $80′ı buldu. Buna bağlı olarak benzin fiyatları başta olmak üzere enerji harcamalarımız artıyor.Borsada yine ufaktan bir balon hareketi şekilleniyor gibi. Reel piyasalardaki durum ile finansal piyasalardaki durum pek birbirine uyar gibi görünmüyor. Umarım yanılıyorumdur da, büyüklüğü ne olursa olsun bir şok daha yaşamayız.
Bu günlükte benden bu kadar, bi şekilde hata ettiysem affola
